15 Eylül 2013 Pazar

Secret Garden Hastalığı 

 Alice Harikalar Diyar'ında : Bir Samanyolu diğer bir Samanyoluyla çakıştığı bir gece de umutlarım hala bekliyor hatıralarla yürüdü gitti...

*(Not bu yazı tamamen spo ve kendi görüşlerimi içermektedir)
Dizi 2010 yılında yayınlanmış fantastik türünde bir dizi. Ama benim için Secret Garden eliminin altında olan sürekli durup durup izlediğim her defasında farklı bir yönünü keşfettiğim sonu olmayan bir dizi gibi... Sadece türü de değil konusu ve olaylara bakış açısı benim her zaman ilgimi çekmiştir. Hyun Bin'in akıllara zarar, şirin halleri, o pırıl pırıl İtalyan bir usta tarafından tek tek işlenen, göz alan safir mavisi eşofmanı, dizi de de gözlerini alıyor insanın. Sonra o eşofmanın mor tonlarında bir de leopar desenli çeşitleri var dizi boyunca dudağına kadar çektiği eşofmanı ve sevimli gülüşü insanın aklını başından almasına yol açıyor.İşte canlı örneklerinden biri...



 Bu sahne de hele bazı halleri kopma sebebim :D zira bir insana  - Ne iş yapıyorsun sorusuna - Bilginiz olsun çok para hobimdir gibi bir cevabı sadece Kim Joo Woon verebilir :D
Oska ile olan ilişkileri de çok hoş oyuncuların tamamı bence kaliteli hepsinin jest ve mimikleri kendilerine özgü replikleri ve konuşma şekilleri beni etkileyen ayrı bir unsur... KJW. - Gil Ra Im Shi kaç yaşından beri bu kadar güzelsiniz? demesi daha 3. bölümdeyken bile dizinin romantizmini ortaya koymuş ve pek çok parodi ve showlarda bu replik ve de dahası kullanılmıştır. İşte o şinav sahnesi ... 

Bu sahneyi hem Big Bang Secret Garden  parodi de izledim hem de Super Junior'un katıldığı bir program da Kyuhyuna yaprtımışlar bu sahne ve repliği gülmekten bir hal olmuştum her ikisinde de :D
Dizinin ilk bölümlerinde Ra Im'in yaralanmasıyla beraber Joo Won onu hastaneye götürmüştü. Onu ilk düblorlük yaparken gördü ve bence o anda da aşık oldu. Sonrasında ise az dayak yemedi Gil Ra Im'den...



Bu hareketi özellikle dizi boyunca görebilirsiniz :D
 Tehditler de dahil - Yaa !! 5. kaburganın 6. olmasını mı istersin :D bunlardan sadece biri :D Daha sonra tabi Ra Im'in peşini bırakmadı çalıştığı yere Action School'a onu görmek için gitti. İşte bunlardan biri...



Bir adam sadece sevgiyle bir kadının peşinden nasıl gider, aralarındaki farka rağmen sadece onun yarasına bakmak için gitmemişti o gün onu görmekti aslı amacı...Hem acıyarak hem de sevgiyle.. ama beni asıl etkileyen 6. bölümde ruhları değiştiğinde, Gil Ra Im'in yara içindeki vücudunu görmesi, cidden sadece göründüğü gibi kaslı ve güçlü bir kadın sandığı Ra Im'in vücudu yaralar içindeydi. Şok olmuştu, bu hayal ettiği şey değildi. Belki de ruhları değişmese asla hem kalplerindeki hem de vücutlarındaki yaraları göremeyeceklerdi. Aynı durum Joo Won rahatsızlığı içinde söz konusuydu. Kader öyle bir oyun oynamıştı ki onlara sanki ne yaparlarsa yapsın bu iki aşık hep sonunda kavuşacaktı. 
Alice Harikalar Diyar'ında Küçük Deniz Kızı gibi hikayelerin dizinin içinde geçmesi de ayrı bir çekicilik katmıştı. Şuna ben hep inanırım eğer klasiklemiş bir eser tüm dünya tarafından hala okunuyorsa ve seviliyorsa insanlar için o eserler ölümsüzleşmiştir. Bunu siz ister bir dizi de kullanın ister bir hikaye ya da durum hep aynı olacaktır, size olumlu bir anlam katacaktır. 

Sadece Ra Im ve Joo Won aşkı da değil, Oska ve Yoon Seul'un birbirleriyle aralarındaki aşkı da beni çok hüzünlendirmiştir, aslında ikisi de yıllarca birbirini beklemiş 6. bölümdeki sahne de Oska'nın oynayacağı klipte yönetmenlik yapıyordu ,Yoon Seul şöyle demişti Oska'ya -Bir kadın yüzünden hiç ölüyormuş hiç gibi hissetmediniz mi? O zaman sana öğreteyim der ve içini dökmeye başlar...





Şimdi bu bölümlere ve diziye tekrar bakınca vay be ne sahnelerdi ama demekten kendimi alamıyorum :) Ayrıca Oska'nın tepkileri beni dizide halen çok güldüren şeylerin başında...Tam bir özgüven abidesi :D

Bazı sahneler de gülmekten karnına ağrı girme garantisi verebilirim örneğin bu kare de. İçi Ra Im dışı Joo Won olan Ra Im yönetmen ve Joo Wonun konuşmasını gizlenerek dinliyor :D


 Gil Ra Im'in telefon mesaj sesi öyle ünlü oldu ki dizi yayınlandı yayınlanalı hala melodisini arayanlar merak edenler var .. Joo Wonunda onun gibi yapması ... Muncavaşşo gibi bir şey..Ama Joo Wonun tepkisi daha da komik o şeyi benim yüzümle bir daha yapma :D ikisine de yakışıyor bu tepki ama :D

Ve son olarakta Gil Ra Im'in 14. bölümde Peri Annesi aracılığıyla bir Prensese dönüşüp, Joo Won'un hazırladığı yılbaşı partisindeki haliyle gif kısımlarına son vermek istiyorum...

Bu sahne de çalan şarkıyı ise hep sevmişimdir 'She' aynı zamanda şarkı Yoon Seul'un zevki gibi olmuş ki Oska şarkıyı çalmaya başladığında gözleri fal taşı gibi açılmıştı, hem atmosfere hem de diziye çok yakıştı bu şarkı :)
Asıl ostlara gelecek olursak belki çok duyulmadı bu ostlar dizinin son bölümü olduğu için belki de diğer şarkılar o kadar popüler oldu ki dizide bu şarkıların üstü kapandı. Bu ostlar zaten SeGa fanlarının neredeyse ezbere bildiği 'That Man' ,'That Woman' hem Baek Ji Young hem de Hyun Bin şarkıyı söyledi, hatta daha sonra pek çok yerde de şarkı söylendi, çünkü gerçekten güzel bir şarkıydı, bir kere sözleri bu aşka çok uygundu...
Sonrasında Here I'm buradayım hemen yakınında ;)...Hem Oska hem de 4 Men şarkıyı çok iyi seslendirdi yüreğimizdeki yerini de bu şarkı öylece almıştı.



Yukarda da bahsettiğim dizinin sonunda konserde Oska söylediği dizide güya Han Tae Sun'un bestelediği Tears adlı şarkı o kadar çok dinledim ki şarkıyı 2 senedir dinliyorum, insan da çok tuhaf hisler bırakıyor...


Aslında pek çok şarkı var ama şimdilik sadece bunlara yer verebildim ;)
Secret Garden bir hastalık nedeni ise benim için ortada ;)
Her karesi her cümlesi ben im içimde bir yerlere dokunuyor, hem güldürüyor ,hem ağlatıyor, insanı farklı farklı diyarlara götürüp orada bırakıyor... Daha anlatacak çok şey var SeGa'ya dair ama inş başka zamana diyorum :))))

14 Eylül 2013 Cumartesi

  The Master's Sun 


Hikayemiz ruhları gören bir kızın, yağmurlu bir gün de, karşılaştığı bir adamla olan ilişkisini anlatıyor.
Dizinin ilk bölümünden beri fikirlerim hiç değişmedi şu an 11. bölümü yeni bitirdim. İzlemeye değer dediğim yer çok fazladıydı.İlk bölümden beni duygulandırdı. Dizinin içinde ne ararsanız bulabileceğiniz keyifle izleyebileceğiniz fantastik bir dizi :) Önceden ruhlu dizi ve filmlerden korkardım ama The Master's Sun bu konudaki fikirlerimi tamamen değiştirdi. Başlangıcı ve devam eden süreçler içinde çok keyif alarak izledim, izlemeye de devam ediyorum.  Bir kere Kurgu harika kurulmuş, absürt olan ve bazı mantık hataları olan yerler var ama bu durum hangi dizide yok ki...Belki başroller belki kadronun tamamı ama bence bütün olarak baktığımızda Master's Sun bu sezonun en iyi dizilerindendi. Başrollerle başlamak istiyorum...

So Ji Sub

Dizideki rolünün hakkını  oldukça başarılı bir şekilde  veriyor. Ruhları gören Tae Gong Shil'imizle çok yakın bir ilişkisi var izledikçe içinde kaybolacağınız bir serüvene başlıyor, diğer adıyla başkan efendimiz, yani Joo Jong Won, onu sık sık başından 'kocoo' diyerek, kovsa da yine de zamanla ilişkileri daha da farklı bir boyut alıyor. Başkanın geçmişte sevgilisinin ölmüş olması ise diziye farklı bir boyut kazandırmış,Goong Shille olan ilişkisine de yön vermiştir bu durum. Daha fazlası için onu kesinlikle dizi de izlemenizi öneririm :)

Goong Hyo Jin

Başına gelen kaza yüzünde ruhları görmeye başlayan Goong Shil bu duruma alışkın olsa da, zamanla işler hiçte istediği gibi gitmez. Ruhlarla olan iletişimiyle onlara yardım eder ya da etmek zorunda kalır. Sürekli bu durumları yaşamak zorunda kalan Goong Shil birgün, sığınak olarak tanımladığı Joo Jong Won ile tanışır, onun için radarlarını açar  ve hayatı değişmeye başlar.

Seo In Guk



Dizideki adıyla Şeker Kang Woo :P ona böyle söylemek daha eğlenceli oluyor. Nedenini diziyi izleyince anlarsınız :) Kang Woo, Başkanın şirketine,  güvenlik görevlisi olarak, asıl amacı ise farklıdır. Goong Shi'in kaldığı apartmana ve zamanla ondan hoşlanmaya başlar.

Kim Yo Ri


 Dizideki adıyla Tae Ri Young, aslında benim dizide eğlenceli bulduğum tiplerden biri, bu bayanı ilk kez izleme fırsatım oldu. Ama bazı tepkileri beni çok güldürdü. Tae Ri Young zamanında Gong Shil'le sınıf arkadaşıymışlar ama Gong Shil büyük bir güneş o ise küçük güneşmiş. Onun kendinden başarılı ve güzel olmasından rahatsız olmuş lise yıllarında... Şimdi ise ondan intikam almak istiyor belki spo olacak ama Şeker Kang' a da ilgisi var :P

Nedense dizinin özetini verdim gibi hissettim:P  ama ne yapayım The Master's Sun sezonun en iyi dizilerinden ve pek çok ödülü de alacak buna kesinlikle eminim :)Şimdi de akılda kalan bazı sahneler...

Başkanın mimikleri demiştim demi :D belki izleyen herkes aynı şeyleri düşünmeyebilir ama biradama defol demek ancak bu kadar yakışır heralde :D






Ri Young'un beni güldürdüğünden bahsetmiştim demi :D zavallım ünlü olmak zor tabi :)

En romantik sahnelerde yine dizide bendeki yerini aldı. İlk bölümde geçen bu sahne aşkın ölümsüz bir şey olabileceğini hatırlattı belki de bana bilmiyorum ama çok hislenmiştim, bu sahneyi izlerken, gerçekten seven insan onu kaybetse bile ondan asla vageçmez...


Başkan ve Gong Shil'Den şok olduğum sahneler ... :P




Başkan Gong Shil klasiği :P


Acaba devamında ne olacak dediğim yerler çok ama bu da sahne de o türdendi o.O


Akılda kalan ve unutulmayacak sahneler ...



Başkan her haliyle karizma ama bazı sahneler cidden harikaydı ;)




Son olarakta beğendiğim ostlarını paylaşmak istiyorum ballad olarak bu şarkıya bayıldım 10. bölümden sonra neredeyse 1 hafta bu ostu dinledim :)

 Lee Hyo Ri - Crazy Of You
 

Gummy Day and Night

 Yoon Mi Rae - Touch Love
Şimdilik bu kadar ve daha da devam etmek istiyorum, The Master's Sun anlatmaya. Öyle boş bir fantastik dizi değil her bölümü dolu dolu, insanın içini ısıtan, zaman zaman mesajlar veren herkesin izleyebileceği türde bir dizi...

5 Eylül 2013 Perşembe

Yalnızlık zor zanaat sen gözlerimde eriyip gidince anladım!

4 Eylül 2013 Çarşamba

... Çaresizlik
Bazen herşey, terkedip yok edesim geliyor içimdeki vahşiyi durdurmak istemiyorum.. O kadar kızıyorum ki herşeye gevşekliklere, yalnızlıklara, çaresizliklere  bir yürüüüü anca gidersin bee sen mi yıldırcan beni deyip tekmeyi basasım geliyor........
Ama yapamıyorum biliyor musun ellerim kendime her uzandığında ve çevreme kızdığımda içimden gelenin belki de sadece deve de kulak kısmını yapmış oluyorum...
Çaresiz kalıyorum bazen sadece susuyorum ama artık yokuş aşağı gitmekten de kendimi alamıyorum.
Çile olmadan geçmiyor bu dünya acı çekmeden elde edilmiyor hiç bir mutluluk hayatta ki herşey gibi bedava değil karşılıksız değil illa ki çabalaman gerekiyor....
Ama neden ellerim buz gibi soğuksa ve içim titriyorsa bir sokak aralığında neden? Ellerimi cebime sokmak varken neden rüzgara karşı tutuyorum neden ?Daha çok üşümek için galiba ?