29 Ağustos 2013 Perşembe

Koyu Mavi Deniz


İçinde taşıdığı yükle beraber genç kız geniş bir koy bulmak için koşup dururmuş, adalar, sahiller, denizler aşmış. Mavi bir elbise ve yüzünde yalın bir hüzün varmış içine saplanan  derin bir acısı ve zihnini yiyip bitiren düşünceler varmış neden böyle, niye diye, gece gündüz sorarmış kendine. Ama kimse açıp o evin içine girmeye çalışmamış bile küçük bir kutu içinde saklı kalmış, tüm düşünceleri.Kimse omzuna kondurmak istememiş onun düşlerini kendi kendine gök, kendi kendine deniz olmuş, o da zamanla. Zamanla kapanır sanmış belli bir süre geçince unuturum nasılsa diye beklemiş ama geçmiyormuş, geçmesini beklediği hiçbir şey...Somutluktan uzak, hayallere yakın, kendi dünyasında, düşüncelerinin esiri olmuş. Yaşamayı seviyormuş ama kendini kandırmayı da iyi beceren bir oyuncuymuş.Kendine ait kimseleri sokmak istemediği dünyaları varmış dedim ya sadece kendi kendinin göğü ve denizi olmuş. İnsanlar onun için yalnızca bir hayal gibiymiş. – Nasılsa hepsi aynı ,nasılsa hepsi aynı şeyi istiyor nasılsa...Masallara bile bu dünyanın fazla olduğunu düşünür dururmuş...Öyle ki masallar bu dünyaya ait olamazmış gibi onlarda gerçek değil ya nasılsa ...

Her Yerde 

Her yerde görebildiğin milyonlarca ışık olur ama sen sadece sana en yakın olanın rengini bilirsin.

Her yerde bir sürü yıldız olur ama sen sadece çaresiz kaldığın bir anda yanında parlayan parlayanın ışığını bilirsin


Her yerde yağmur yağar ama sen sadece çocukken aldığın o toprak kokusunu bilirsin.
Sarı Sayfalar

dolu dizgin, başa bela cinsiten, sarı sayfalar
satır arasında yoğrulmuş, insan bedenleri
bir çırpıda yanıp sönen hayatlar
sarı sayfalar, büklüm büklüm yazılı ve de çizili
sarı sayfalar
dolu dopdolu satır araları kıymet değer bilmeyen, binlerce kelime
yumru gibi içine dolmuş, koca koskoca sözler
boyundan büyük işler
daha yeniydi ya her şey, ne çabuk eskidi sözler
sözler bir çırpıda insan gibi yanıp söne, sözler
düşler ılık ılık içine kapanan sözler
ve açıldıkdıkça güzelleşmeli dediğin yeni yepyeni sözler
sarı sayfalar hep benimle kal

ama bir ara rengini beyaz yapalım o daha çok içimi açar

22 Ağustos 2013 Perşembe

                     Super Junior Fanlarına E.L.F.  
     Beast  Fanlarına da B2uty denir neden mi ?

         Super Junior'un Fanlarına E.L.F adı verilir, bu adı Lider Leeteuk vermiştir. Çünkü E.L.F. Kelimesi ingilizce anlamı sonsuz dek dostluk manasına gelen üç kelimenin kısaltılmışıdır: Ever Lasting Friends  'sonsuza dek arkadaş' demektir. Üstelik sadece bir ismin yanı sıra grubun kendi rengi safir mavisidir. Lider Leeteuk bu rengi biz E.L.F.'ler için uygun görmüştür. Bu isim ve renk bir süre sonra tüm ülke de hatta dünya çapında Super Junior'un adını duyurmasıyla yayılmıştır. Bu ismi ve rengi bilmeyenler kesinlikle bir araştırma yapmamışlardır.Şimdi öyle yaygınlık kazandı ki çok genç yaşta fan olanlar bile E.L.F ve safir mavisinin Super Junior'a ne gibi bir anlam kattığını bilir.Örneğin eğer bir Super Junior konserinde iseniz böyle güzel bir ışıltı sarar her yanı sanki okyanusa düşmüş gibi olursunuz :)
Konser logolarında bu hatta hitap alınırken bile Super Junior fanlarına E.LF. dendiğini her Kpop sever bilebilir.
         Neredeyse 2 senedir Super Junior'u takip ediyor ve dinliyorum müziklerini ve üyelerinin hepsini ayrı ayrı çok seviyorum. Ayrıca şöyle bir de ayrıntı vermem gerekirse grubumuz 13 kişiden oluşan bir erkek grubudur.Üyelerimizin 11 Güney Korelidir bunlar; Leeteuk , Heechul, Kangin, Yesung, Ryewook, Siwon, Shindong, Kyuhyun, Sungmin, Eunhyuk, Donghae'dir. İki kişi ise Çinli üyelerimizdir bunlar ; Henry, Zhou Mi'dir. Aslında iki kişi daha vardı Çinli üye olarak ama çeşitli sebeplerden dolayı gruptan ayrılmıştır. Ki Bum ve Hangeng adlı üylerdir bu kişilerde. Şimdilik sadece isimlerini yazıyorum daha sonra da kendilerini tek tek tanıtmak isterim :) Bir ayrıntı daha vermek istiyorum grubumuzun çıkış yaptığı parça onların daha çok dikkat çekmesini sağlayan ' Sorry Sorry'dir



Benim için her daim bir hittir, sorry sorry hem slow versiyonu hem bu versiyonu ayrıca dans versiyonu da harikadır.Grup hala Güney Kore ve dünya çapıda ününü sürdürmektedir. En son yayınlanan 'Hero' adlı albümle çalışmalarını sürdürmektedirler.

      Gel gelelim Beast adlı grubumuza... Bir E.L.F. olduğu kadar bir Beauty olduğumu da düşünüyorumonlarla olan serüvenim daha erken başladı.Beastle de 3 sene önce tanıştım iyi ki de tanıştım hiç de dinlediğim ve tanıdğım için pişman olmadım. Beast kelimesinin anlamından bahsetmek istiyorum öncelikle Beast :Boy Of The Satding Tal sözlerinin kısaltılmışıdır.Anlamı ise 'Doğunun çocukları dimdik ayak duruyor 'demektir.Grubun fanlarına B2uty adı verilir . Beast kelimesi aynı zamanda B2ST  şeklinde de yazılır. Grubun kendi rengi yazımdan anlaşılacağı üzere koyu gridir.

E.L.F.'ler gibi bu grubunda kendine özgü bir adı ver rengi vardır. B2uty'larda E.LF. fanları gibi grubun renklerini bilir, bu renk fanlar tarafından kullanılır. Grup üyeleri ise isim olarak ' Do Jun, Kikwang, Junhung, Hyunseung, Dongwoon,Yoseob'dan alti kişilik bir erkek gruptur.
Grup hala en son çıkardı ' Hard To Love, How To Love' albümüyle açlışmalarını sürdürmektedir.Bu sene aynı adlı albümlerinden Shadow adlı parçayla da çok iyi bir çıkış elde etmişlerdir.
Şimdilik üzerinden geçer gibi oldum iki grubunda ama ayrıntlı olarak tek tek üyeleriyle beraber herbirini anlatamak isterim :)

20 Ağustos 2013 Salı

                                      Yiruma Piyanonun Konuşan Sesi


               2001 yılından beri o kadar çok albüm yapmış ki neredeyse her seneye bir albüm düşüyor o kadar iyi ki  bu konuda sanki yaptığı müzik piyanoyu parmakları seviyor adeta …5 yaşından beri çalmaya başlamış. Kore’den sonra İnglitere’de yaşamış çeşitli nedenlerden dolayı. Kore güzeli bir bayanla evlenmiş daha sonra. Eselerinin belki en önemli ilham perisi.Bu müzikten anlayabilmekte herkese özgü değil müzik tamamen özgün, evrensel ve zevk meselesi bana göre…En ünlü eserleri ise 'River Flows in You' ,'Kiss The Rain', 'May Be' gerçekten neden bu üç eserin bu kadar ünlü olduğunu dinleyince daha iyi anlıyor insan.

          Belli bir şarkının hani kendinize göre bir yerini alırsınız da şarkıyı hep içinizde mırıldanırsınız sanki şarkı sizinmiş gibi olur sarıp sarıp tekrar dinlemek istersiniz belki en çok neşe ya da hüzün duyduğunuz an ya da coşkuyu ne derinden tattığınız an sizin için o müzikle bütünleşip,hayatınızın bir parçası haline geldiği andır.


          Yiruma'yı dinlerken başka bir dünyaya dalıyorum sanki ayrı bir pencere açılıyor sanki zamanla tarif edebileceğim bir şey değil bu gittikçe seni içine derin bir deniz gibi yaz sıcağında buz gibi masmavi denizin içine çekilip bir balerin edasında dalgalara kendini bırakmak gibi...
Sadece dinlemiş olmak da değil 3 senedir dinliyorum ne zaman elimde farklı müzikler de olsa mutlaka ona yöneldiğim bir dönem yaşıyorum kendim ...

           Kiss The Raini ilk dinlediğimde kendimi o müzikten alamamıştım. Bir adam nasıl böyle müzikler yapabilir. Acaba nasıl bir huzur vardı ki içinde ya da anlatmak istediği şey bana neden bu kadar derin ve anlamlı gelmişti?Sanki bir nehrin kenarında oturup onu akışını izler gibi zaman ve mekan tüm farklılığını ortaya koyar böyle zamanlarda ne eksik ne fazla bir müzik dingin ve kendinden emin..


River flows in you bu da birbiriyle kapışan iki sevgiliyi anımsatır bana…Küçük sevimli adımlarla kah birbirine yakınlaşan, kah birbirinden uzaklaşan ama bunu afanca yapan, yeni taze ve yaramaz küçük adımlar...

May Be bu da bana uyuyamadığım günleri anımsatıyor geceleri uyumayınca insan pek çok doğa olayına da şahit oluyor, sanki bu müzik çalarken ayla konuşup yıldızlara masal anlatıyor gibi hissediyorum,bir şekilde bu müzik bana kendimi özel hissettiriyor. Hayatın herşeye rağmen inatla bu müzik notalarının çıkış yerinden devam ettiğini düşündürüyor bana, müzik yükselip yükselip belli bir yerde duruyor işte tam o kısımda hissediyorum.Yani kısacası daha güçlü ve umutlu hissetmemi sağlıyor...
       Son iki şarkısı ikinci albümü first love'den umarım diğer parçalarını da seversiniz benim vaktim şimdilik sadece bu üç parçayı anlatmaya yetti ama Yiruma'nın hem hayatı hem de albümlerindeki her bir parça anlattıkça bitmeyecek kadar güzeldir. :)

15 Ağustos 2013 Perşembe

            Mavi Ses'den Başlangıç İçin Bir Kaç Kelam





   Şimdilik içimden ne gelirse dökmek istediğim bir yerler açmak istedim, zaman zaman anlatamadıkları, kendine saklayıp kendince içinde büyüttükleri olur insanın, bazen karşı koyamaz her sözcük dilinden düşüverir,  birer yağmur  damlası gibi seyreder , hayatında o kelimelerin bıraktığı her izi , insan. Sözlerde izdir bu dünyaya bıraktığımız her şey gibi. Ama yaralamak için değil yararlanmak için olmalıdır sözler hayatımızda acılı ve hüzünlü izler bırakmak yerine, anlamlı , değerli ve yararlı pencereler açmalı hayatımıza . Eğer bir insanın kurduğu sözcükler yüzümüzde anlamlı ve olumlu bir iz bırakıyorsa ve bizi gülümsetebiliyorsa işte o zaman kelimelerin değerini de anlamış oluruz. O nedenle ben de sözlerimi buraya açmak açıp derin denizlerde yüzen gemiler gibi kimi zaman fırtınalı, kimi zaman ise güneş açmış bir suda yüzdürmek istiyorum  ...
Bu nedenle de küçük bir başlangıç yapmak istedim :) Yiruma'nın en sevdiğim parçalarından biriyle ufak bir giriş yapalım 


Ben geldim...
Avucumda yığın dolusu çiçek yapraklarıyla ben geldim hayalden uzak ama gerçeğe yakın ben geldim.. Bir gün büyük bir şeyler gelirse  başına ve ben gelirsem aklına ve için acırsa diye ben geldim..Bana uzat kollarını hüzünden de öte bir diyarda yalnızca seni beklemek için, sadece senin için , sırf bu müzik ,seni dinlemek ve anlatmak için ben geldim .